Kayıtlar

ben'ce etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bargello Brarmagni Si

Resim
Bir arkadaşım vasıtasıyla bir koku keşfettim. Hani birinin yanından geçerken parfümümüz buram buraam koksun "ayy ne güzel bir koku" desinler, rüzgara denk gelince kokumuz savrulsun, Yürüdükçe kokumuz dağılsın deriz. Heh işte tam öyle bir koku buldum. -Ben de kendisinden bu yüzden numarasını almıştım :) - Her parfüm kokusunu beğenmem -özellikle sabun köpüğü gibi kokanlar burnumu kaşındırıyor 😭-  Ama bu benim için imza koku olabilecek bir potansiyel taşıyor. Hatta bileğime sıktım ve parfümümle aşk yaşıyorum resmeeen ! <3  Parfümüm tabiki amber , misk, frezya, gül, siyah frenk üzümü, paçuli ve vanilya notaları taşıyor ve son derece kadınsı kokuyor.  Eksileri de var ; yapısının biraz yağlı olması ve geçmiş yıllara göre fiyatının zamlanmış olması.. Parfümümün numarası 115. İnternetteki adı da Brarmagni Sı olarak geçiyor. Meyveli veya uçuk kokuları pek sevmeyip agır/kadınsı/baharatlı kokuları tercih etsem de beni birden kendine bağladı. Bir par...

Bursa Kleo El Ayak Sağlığı ve Güzellik Salonu

Resim
Ders çalışma planlarım vardı bugün. Tam derse başlamıştım ki blogger arkadaşımdan bir davet aldım. "Kleo Bursa'da blogger etkinliği var, hadi sen de gel." Aklım bir kere ders mers almaz gideyim dedim. Bursa / Kükürtlü'de bulunan yerini çok kolay buldum. Pembe Çarşı'ya çok yakın. Önce sohbet muhabbet, Kozmobia firmasından Orcan Bey ile tanıştık. Kozmobia %100 doğal İtalyan kozmetik ürünlerini her şeyin en naturelinden olsun diyenler için buluşturan bir firma. Orcan Bey de bizi bu ürünlerle tanıştırdı. Pozitif enerji veren parfüm en ilgimizi çeken ürünlerden biriydi. :) Ve bizlere çeşitli ürünlerini takdim etti. Denemek için sabırsızlanıyorum ! :) Ve.. Sonraa yemekk :) Tülay Hanım çok güleryüzlü bir insan. Kendisi el, ayak ve cilt bakımı konusunda eğitim almış bir  profesyonel.  Ekibi de oldukça özverili çalışan kişiler. Her birimizle ayrı ayrı ilgilendi. Ve benim şansıma ellerimi teslim edeceğim kişi de oydu. Bu süreçte neler yaptığım...

Sabır Boncuğu

Resim
Ne yapıyorsun diyen arkadaşıma namaz kıldığımı söylemiştim uzun zaman önce. " Gerçekten namaz mı kılıyorsun sen, inanmıyorum.. " cümlesini aldım karşılığında. Ve anında çekmekte olduğum tesbihin parmak ucumdaki taşı ortadan ikiye ayrıldı. Ipe hiçbir şey olmadı fakat. Daha sonra tesbihimin püskülleri döküldü.Ben de kesmek istedim. Altın rengi püsküllere kıyamadım ama kesmek zorundaydım. Keserken ip de kesildi ve bütün boncuklar yere saçıldı. Kimileri kayboldu ama ben o boncukların hepsini bulana kadar ipe tekrar dizmedim, bekledim bulmayı. Aralarına her harikulade başka boncuklar da doldurabilirdim ama yapmadım. Yatağımın altından ordan burdan bulduğum boncuklar tamamlanınca tesbihimi tekrar yapmak istedim. Sadece bir boncuk eksikti. Elimde çatlayan boncuk. Onun yerine başkasını buldum. O da sabrımın boncuğu oldu. Ne zaman elime o boncuk değse bu olayı hatırlıyorum. Bir de bu tesbihin aynısından ona verdiğimi.. Namaz kılmama tesbih çekmeme başlamaya vesile olan kişiyi.. Rab...

Bursa Evleri

Resim
   Herkese iyi pazarlar efendiiiiim :) Bugün kitaplığımı düzenlerken babamın pek kıymetli Bursa dergilerinin kitaplığın alt raflarında olduğunu fark ettim ve ilgimi en çok çeken dergiye yöneldim. Dergi; kocaman bir "Eski Bursa'ya Son Yolculuk" başlığıyla ve "eksi" sıfatının baya baya hakkını veren fotoğrafların kolajıyla gerçekten ilgi çekiciydi. Sayfaları karıştırırken "Bursa Evi" konusuna takıldım kaldım ve Bursalı olan-olmayan, Bursa evlerinin özelliklerini bilen-bilmeyen tüm arkadaşlarımla bu renkli bilgiyi paylaşmalıyım dedim.    Bursa evleri genellikle tek ailelik evlerdir. Dörtgen parseller üzerine kuruludur ve daima ağaçlı ve çeşmeli bir bahçeye sahiptir. Ev genel olarak iki ana yapıdan oluşur. Yalnızca zemin kattaki banyo ve tuvaletler birinci, ve bazen ikinci kattaki gerçek konut.    Mutfak her zaman ayrı olup, servis odaları içinde, hela, kiler ve hizmetçi odasıyla birlikte bahçeye bakar. Evin yaşam ve faaliyet merkezi sofadır. Sofa: ...

8 Mart

Çiçek açan ağaçların görüntüsü pek muhteşemdir. Süslü püslü görüntüleriyle göze hitap eden, kokularıyla atmosferi değiştiren, can suyunu verdikten sonra her bir damlasını hücrelerine iletip yaşayan ve bakıldıkça sevildikçe daha da güzelleşen en güzel canlılardır çiçekler; kadınlardan sonra. Kadındır bir ağacı güzelleştiren, kuru dallara hayat veren, ağacı ağaç yapan. Çiçeksiz bir ağaç yaşar elbette. Lâkin çiçekle bir başka yaşar. Her ağacın kendine göre çiçeği vardır. Ağaç köklerinden çiçeğini oluşturacak suyu ne kadar çekerse toprağından, o kadar cömert davranır çiçek. Çektiği kadar, aldığı kadar güzelleştirir kendisini de aynı zamanda. Karşıdan pek hoş görünür bu görüntü. Kimse bilmez ama çiçeğin, ağacını güzelleştirmek için, o tomurcuklarının açabilmesi için kupkuru dallarından geçerken yaşadığı acıyı ve onca zahmeti. Kendisini sarıp sarmalayan, adeta bir yaşam ünitesi olan ağacını karşıdan bakanların görüp de imreneceği o dallardan, kötü ve yavan görüntüye sahip olan o dallardan k...

Terk Eden

Sonra sen gittin. Bekledim hep yazın kışı, kışın yazı beklediği gibi senin gelmeni. Günlerle akraba oldum artık. Yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmedi. Ben yemedim onlar yemedi, onlar içmedi ben içmedim. Ardından dedim gündüzlere "O gelmeden bana güneş doğmayacak. Alındı gitti bana bunu duyan güneş. "Ben varım." dedi gece. "Ben seni yalnız bırakmam." Neyim var neyim yok gece olmuştu yavaş yavaş. Can ciğer olmuştuk yıldızlarla. Gökyüzü o kadar çok sevdi ki beni, üşümeyeyim diye üzerimi örtüyordu benim, parlak sarı ay'ıyla. Bir gün aylar ziyaret etti beni. "Bak." Dediler. "Biz geldik artık." "Gelin." Dedim. "Size anlatacaklarım var." Haftalar çaldı kapımı sonra. "Ama çok kalabalığız biz, sığmayız senin sabır haznene." Günler uyardı beni."Yorar seni bu haftalar " "Ya sığarsa?" diye düşündüm önce. Ekledim: "Olsun, sabrettiğimiz yere kadar." Artık aklım çalıyordu kalbimin kapısın...

"Bi ' Beş Dakika Daha " Uykusu

Resim
Bi beş dakika daha seveyim seni. Dur,uyandırma lütfen. En tatlı yerindeyim uykumun. Geliyorsun bana yavaş yavaş. Gülüyor gözlerin,dudaklarının ucu kıvrılıyor. Kim pembe simli şeritleri uçuruyor arkandan? Kim dikti bu erguvan ağaçlarını? İçim eriyor seni izlerken. Her bir noktamdan kelebekler tutuyor,ayaklarımı hissetmiyorum yerde. Kokunu alıyorum, aldıkça kanıma karışıyor. Kan olmaktan çıkıyor hayatî sıvım. Sen mi olmuşum ben böyle? Nasıl da güzel geliyorsun, nasıl da iyi geliyorsun. Gelişin olsun da gidişin olmasın inşallah! Hak ettin bunu çoktan. Sen yaklaştıkça hareketleniyor daha da İçime sığmayan dışıma taşan, dışımda kalamayıp içimde utanan seni bana getiren kelebekler. Indirin beni aşağıya. Almam gereken bir koku var. Sarılmam gereken bir adam.. Garip bir şekilde tanıyorum seni. Kimsenin saçlarınla oynamasına izin vermezsin, benim dışımda. Kıyamam ki dokunmaya, korkarım bozulacak diye. Uğraşmışsın benim için. Takım elbise de pek yakışmış,ne kurnazsın sen.. Za...

Aşk Sana Benzer

Bugün sizlere gittiğim sinema filminin bende bıraktığı etkileri anlatmak istiyorum. Filmimizin adı Aşk Sana Benzer. Başrollerde Fahriye Evcen ve Burak Özçivit var bildiğiniz gibi. Ikisi de ayrı ayrı sevdiğim oyunculardır. Lakin bu filmde hayal kırıklığı yaşadım. Filmin konusu çok azdı. Gereksiz yere uzatılan sahneler gördüm. Hatta filmin son 10 dakikasına kadar gerçekten sıkıldığımı söyleyebilirim. Rutin iki âşığın tanışma sahneleri, birlikte geçirdikleri günler falan fişman. Ee ne olacaktı aşk filmi sonuçta. Ama insan aşk filmi izlerken bile filme kendini kaptırmalı ve aah aah demeli. Ben sadece oof oof dediğimi hatırlıyorum. Filmi izleyenler bilir, gerçi daha yeni girdi vizyona ama, belki benim gibi aylardır bu filmi bekleyenler benden önce bile gitmiş olabilirler. Esas kız yeni bir kasabaya geliyor,esas oğlanla rutin tesadüf üzerine tanışıyorlar. Bla bla bla. Kız yani Deniz kendisine yeni bir kalacak yer bulmak zorunda kalınca esas oğlan yani Ali yıllardır gitmek istemed...

İŞKENCE

Küçükken dilimizin dönmediği, yanlış telaffuza maruz kalan kelimeleri olmuştur elbet herkesin. Yeşil mercimek yemeği hâlâ severek yediğim bir yemektir. Vakti zamanında anneciğim benimle şakalaşmak için sofrada "Vermicem sana mercimek." demiş.  Ağlamışım "Mermicek vermicek" diye. Düşünebiliyor musunuz çoğu anne çocuğuna bu tarz yemekleri zorla yedirirken ben resmen yiyemeyeceğimi sanıp ağlamışım. Işte bu da ne kadar iştahlı olduğumun bir göstergesi olsun hepinize. Dilimin dönmediği kelimelerden biri de İşkembe  dir. O zamanki maymun iştahımla nasıl severek yiyorum İşkembe çorbasını bir bilseniz. Hele o limonlu sarımsaklı terbiyesi yok mu... Tabak tabak getirin önüme. Ah bir de adını söyleyebilsem. "Anneee nooğluuur işkence yap banaa,işkence istiyorum beeeğğn!"  İşkence mi istiyorum ben? Mazoşist miyim?   Ya sabıır,güler misin ağlar mısın alakaya maydonoz kelimelere. Çocukluk işte,onu bırakın da, İşkembe ne ya?!  Allahım ben nasıl yedim o İşkem...

GİRİŞ

Merhabalaar. Buraya ilk adımımı atıyoruuum. Atıyoruuuum. Aaat-tım. Hadi önce bana sonra size hayırlı olsun. Öncelikle neden böyle bir blog adı oluşturdum onu açıklamak istiyorum.  Efenim, hepinizin bildiği üzere gökkuşağı bütün renkleri bünyesinde barındırır. Bütün bu renkler de tek bir renkten oluşur. BEYAZ. Beyaz saflıktır, sağlıktır. Doğduğumuzda beyaz örtülere sarınırız. Hayata yeniden başlamak isteriz, beyaz sayfa açarız. Evlilik hayali kurarız, beyaz gelinlik zaten olmazsa olmazımız. Beyaz eşyaları da unutmamak lazım tabii :) Hayatımızda o kadar çok beyaz var ki. Beyaz hayatın ta kendisi. Öldüğümüzde bile beyaz kefene sahip olacağız.  Ben de bu blogu açarken sizler gibi adı ne olsa diye çok düşündüm.  Genelde insanlar takısız isim tamlamalarından gidiyorlar bu yolda. Bu yolun sonu da genellikle renklerle oluşturulan sıfat tamlamalarına çıkıyor. O yoldan gidecektim ben de. Madem bir renkten -en sevdiğimiz renk olacak büyük ihtim...