Kayıtlar

Ocak, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Aşk Sana Benzer

Bugün sizlere gittiğim sinema filminin bende bıraktığı etkileri anlatmak istiyorum. Filmimizin adı Aşk Sana Benzer. Başrollerde Fahriye Evcen ve Burak Özçivit var bildiğiniz gibi. Ikisi de ayrı ayrı sevdiğim oyunculardır. Lakin bu filmde hayal kırıklığı yaşadım. Filmin konusu çok azdı. Gereksiz yere uzatılan sahneler gördüm. Hatta filmin son 10 dakikasına kadar gerçekten sıkıldığımı söyleyebilirim. Rutin iki âşığın tanışma sahneleri, birlikte geçirdikleri günler falan fişman. Ee ne olacaktı aşk filmi sonuçta. Ama insan aşk filmi izlerken bile filme kendini kaptırmalı ve aah aah demeli. Ben sadece oof oof dediğimi hatırlıyorum. Filmi izleyenler bilir, gerçi daha yeni girdi vizyona ama, belki benim gibi aylardır bu filmi bekleyenler benden önce bile gitmiş olabilirler. Esas kız yeni bir kasabaya geliyor,esas oğlanla rutin tesadüf üzerine tanışıyorlar. Bla bla bla. Kız yani Deniz kendisine yeni bir kalacak yer bulmak zorunda kalınca esas oğlan yani Ali yıllardır gitmek istemed

İŞKENCE

Küçükken dilimizin dönmediği, yanlış telaffuza maruz kalan kelimeleri olmuştur elbet herkesin. Yeşil mercimek yemeği hâlâ severek yediğim bir yemektir. Vakti zamanında anneciğim benimle şakalaşmak için sofrada "Vermicem sana mercimek." demiş.  Ağlamışım "Mermicek vermicek" diye. Düşünebiliyor musunuz çoğu anne çocuğuna bu tarz yemekleri zorla yedirirken ben resmen yiyemeyeceğimi sanıp ağlamışım. Işte bu da ne kadar iştahlı olduğumun bir göstergesi olsun hepinize. Dilimin dönmediği kelimelerden biri de İşkembe  dir. O zamanki maymun iştahımla nasıl severek yiyorum İşkembe çorbasını bir bilseniz. Hele o limonlu sarımsaklı terbiyesi yok mu... Tabak tabak getirin önüme. Ah bir de adını söyleyebilsem. "Anneee nooğluuur işkence yap banaa,işkence istiyorum beeeğğn!"  İşkence mi istiyorum ben? Mazoşist miyim?   Ya sabıır,güler misin ağlar mısın alakaya maydonoz kelimelere. Çocukluk işte,onu bırakın da, İşkembe ne ya?!  Allahım ben nasıl yedim o İşkem

GİRİŞ

Merhabalaar. Buraya ilk adımımı atıyoruuum. Atıyoruuuum. Aaat-tım. Hadi önce bana sonra size hayırlı olsun. Öncelikle neden böyle bir blog adı oluşturdum onu açıklamak istiyorum.  Efenim, hepinizin bildiği üzere gökkuşağı bütün renkleri bünyesinde barındırır. Bütün bu renkler de tek bir renkten oluşur. BEYAZ. Beyaz saflıktır, sağlıktır. Doğduğumuzda beyaz örtülere sarınırız. Hayata yeniden başlamak isteriz, beyaz sayfa açarız. Evlilik hayali kurarız, beyaz gelinlik zaten olmazsa olmazımız. Beyaz eşyaları da unutmamak lazım tabii :) Hayatımızda o kadar çok beyaz var ki. Beyaz hayatın ta kendisi. Öldüğümüzde bile beyaz kefene sahip olacağız.  Ben de bu blogu açarken sizler gibi adı ne olsa diye çok düşündüm.  Genelde insanlar takısız isim tamlamalarından gidiyorlar bu yolda. Bu yolun sonu da genellikle renklerle oluşturulan sıfat tamlamalarına çıkıyor. O yoldan gidecektim ben de. Madem bir renkten -en sevdiğimiz renk olacak büyük ihtimal- oluşturaca